İçeriğe geç

Türkiye’nin Yönetim Sistemi Milli’likten Uzaktır

MilliyoL Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Yunus Ekşi katıldığı TV konuşması, Türkiye’nin iç ve dış politikalarını, ekonomik adaletsizlikleri ve küreselcilerin etkisini eleştiren kapsamlı bir değerlendirmede bulundu…

 

Ekşi, Türkiye’nin Filistin’e yönelik politikalarını yetersiz bulmakta ve Türkiye’nin güçlü bir halk ve orduya sahip olması gerektiğini vurgulamaktadır. Ayrıca, Türkiye’nin NATO ve ABD ile olan ilişkilerini eleştirerek, bağımsız bir askeri güç oluşturulması gerektiğini savunmaktadır. Ekonomik adaletsizliklerin giderilmesi ve borca dayalı para sisteminin değiştirilmesi gerektiğini belirten Ekşi, siyasetin temizlenmesi ve halkın sorunlarına odaklanılması gerektiğini vurgulamıştır.

 

İŞTE O DEĞERLENDİRMELERİ;

 

Gazze’nin Durumu ve Türkiye’nin Tepkileri

 

Ekşi, Gazze’deki insani durumu ele alarak, Türkiye’nin ve diğer devletlerin Filistin’e yeterli desteği vermediğini belirtmiştir. Ekşi’ye göre, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın tepkisi yetersiz kalmış ve Filistin halkının sözcülüğünü üstlenmemiştir. Güney Afrika’nın Filistin’e daha fazla destek verdiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Bu durumu insani açıdan değerlendiriyorum. Orada ölen insanların, her ne kadar az da olsa, bir katkı payları var. Bugün bir hükümetin veya devlet başkanının çıkıp bazı şeyler söylemesi, İsrail’in yaptığı katliamları eleştirmesi yeterli değil. Sayın Cumhurbaşkanımız, Filistin’in sözcülüğünü yapmak yerine, normal bir insan gibi vermesi gereken tepkiyi verdi. Filistin halkının sözcülüğünü ve öncülüğünü ne Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne de başka bir devlet üstlendi. Eğer öne çıkan bir devlet varsa, bu Güney Afrika’dır…”

 

Türkiye’nin Filistin Rolü ve Eleştiriler

 

Ekşi, Türkiye’nin Filistin’e yönelik politikalarını eleştirerek, Türkiye’nin dış politikada yeterince ağırlığının olmadığını belirtmiştir. Filistin’e dünya halklarının sahip çıktığını, ancak Türkiye’nin bu konuda yeterince aktif olmadığını şu sözlerle ifade etmiştir.

 

“Cumhurbaşkanımız sıradan bir tepki verdi, daha fazlasını yapamadı. Çünkü 40 bin insan öldü. Ekranlarda izledik, ağladık, durduk. Güçlü bir devletiz, ancak gücümüz halkımızdan kaynaklanıyor, politikacılarımızdan değil. Siyasilerin Türkiye içerisindeki iç siyasette bu halka neler yaşattıklarını biliyoruz. Dış politikada da Türkiye’nin öyle bir ağırlığı yok. Filistin’e dünya halkları sahip çıktı. Sizin dininizden olmayan, insani değerleri taşıyan halkların protestolar oldu ama meydanlarda o kadar sık bulunabildik mi? Hayır! Bu gerçeği hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bu gerçeklik üzerinden hareket etmek lazım.”

 

Siyaset ve Sorumluluk

 

Ekşi, siyasilerin halklarına karşı taşıdıkları sorumlulukları yerine getirmediğini ve sadece beyanat vermekle yetindiklerini eleştirmiştir. Devlet başkanlarının sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Meseleye bakarken asla şu hataya düşmemek lazım: İster iktidarda olsun ister muhalefette, milletlere ve kendi halklarına karşı taşıdıkları sorumluluklar bir iki beyanat vermekle çözülmez. Şu söylenebilir: ‘Sırtında küfe yok, sorumluluğun çoktur.’ Tepelerde rüzgar hızlı eser, bunu da söyleyebilirsin. O tepeye çıkmaya talipsen, oraya çıkıyorsan o rüzgarı yiyeceksin ve gereklerini yerine getireceksin. Bu kadar net. Bunu yapamıyorsan, işi başka bir yere evirmeyeceksin. Halkının önünü açacaksın. Devlet başkanlığı mevkisinde olanlar bunu yapmalı. Yani bu diplomasiyi yapmak zorundasın, çünkü insansın ve sorumluluğun var. ‘Bunu kim yaptı?’ derseniz, Erdoğan değil, Güney Afrika yaptı. Onun yaptığını niye yapamadınız? Burada mesele farklı. Çünkü neden yapamazsınız biliyor musunuz? Bir ayağınız bir yerde, bir ayağınız başka bir yerde. Her türlü bağlanmışsınız.”

 

Erdoğan’ın Rolü ve Eleştiriler

 

Ekşi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin konusunda yeterince adım atmadığını, bunun nedeninin ise iç politikadaki yanlışlıklar olduğunu belirtmiştir. İç ve dış siyasetteki engellerin Erdoğan’ın elini kolunu bağladığını şu sözlerle ifade etmiştir.

 

“Ancak Sayın Erdoğan’ın hiçbir şey yapmadığını söylemiyorum. Yapması gerekenlerden çok azını yaptı. Yapamayışının nedeni, içerideki diğer yanlışlıklardır. Yani elinizi kolunuzu bağlayan engeller var. Çok şiddetle eleştirdiğiniz bir kişiyi getirip Hazine’nin başına koymak zorunda kalıyorsunuz. Bunlar size dikte ediliyor ve eliniz kolunuz bağlanıyor. İçeride bir siyaset üretiyorsunuz, bir de dış siyaset üretiyorsunuz. Bunlar elbette devlet adına yapılması gereken şeyler. Ancak şu gerçeğin altını ısrarla çiziyorum: Filistin halkını sahiplenen dünya halkları oldu. Filistin sürecinden sonra hükümetlerin dünya halkları üzerindeki ağırlığı azalacak. Halklar ortak bir reaksiyona geçiyor. Dünyada sağcı eğilimler artıyorsa, bunlar halk hareketleridir. Bu halk hareketleri, bu halk uyanışları, mültecilerin özellikle Avrupa’ya akın etmesi gibi olaylar tamamen küreselcilerin etkisindedir. Hükümetlerin hepsinin piyon olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir sistem var ve küresel elitler bu sistem ekseninde sermayeyle siyaset yapanları kontrol ediyor. Siyaseti belirleyen sermayedir ve bu sermaye, siyasetçileri belli bağımlılıklarla belli noktalara getiriyor. İlişkilerde onları bağımlı hale getiriyor.”

 

Küreselciler ve Yeni Dünya Düzeni

 

Ekşi, küreselcilerin yeni bir dünya düzeni oluşturma peşinde olduğunu ve İsrail’in bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtmiştir. Türkiye’nin güçlü bir orduya ve zengin bir halka sahip olması gerektiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Dünya konjonktüründe küreselciler, yeni bir dünya düzeni oluşturma peşindeler. İsrail, savaş kabinesini feshederek üçüncü bir aşamaya geçti. Aşama değişti, ancak bir şey değişmeyecek. Zaten İsrail, sınırlarını bir devlet olarak belirlemiyor. Okullarında, Anadolu’daki topraklarını hedef gösteriyor. Bu doğru, Gazze’den başlar ülkenin savunması. bunun adımları atılmalıdır. Hemen güneyinde de bir devlet kurmaya çalışıyorlar. Okyanusun ötesinden gelen bir güç varken, ordunu niye zayıflatıyorsun?”

 

Türkiye’nin Gücü ve Ordusu

 

Ekşi, Türkiye’nin güçlü bir halk ve orduya sahip olması gerektiğini belirtmiştir. Akdeniz’de bağımsız bir ordu kurulması gerektiğini ve NATO’dan bağımsız hareket edilmesi gerektiğini şu sözlerle savunmuştur.

 

“Türkiye Cumhuriyeti devletini güçlü kılacak en büyük unsur, zengin halkıdır. Bu zenginlik sadece maddi anlamda değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal zenginliktir. Güçlü bir halkın yanı sıra, güçlü bir ordu da devletin temel taşlarından biridir. Ordunu daha da güçlendirecek ve Akdeniz şeridinde yeni bir ordu kuracaksın. Bu ordunun adı ‘Akdeniz Ordusu’ olacak ve NATO’dan bağımsız hareket edecek. Şu an NATO’dan çıkamıyorsun, bu doğru. Rusya sana neden güvenmiyor? Çünkü bir ayağın NATO’nun içinde. Bu durumda sana güvenmesi zor. Şangay Beşlisi’ne katılmak istiyorsun ama bir ayağın orada, bir ayağın burada olamaz. Amerika ile ilişkilerini sürdüreceksin, ama aynı zamanda Rusya ile de güven ilişkisi kurmak zorundasın.”

 

Suriye ve Bölgesel Sorunlar

 

Ekşi, Türkiye’nin Suriye ile olan sorunlarını çözmesi gerektiğini ve bölgesel ilişkilerini güçlendirmesi gerektiğini belirtmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgedeki etkisini azaltmak için adımlar atılması gerektiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“İçeride bazı Suriyeliler esasla görüşme diye sınırda, Türkiye Cumhuriyeti’nin buradaki sorunu çözme anlamında baskı yapmaya çalışıyor. bu bölgede hem diyorsun ki Suriye’nin toprak bütünlüğü diyorsun, Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlamadan oradaki kurulmak istenilen Kürt Devleti’ni nasıl engelleyeceksin? Amerika Birleşik Devletleri’ni oradan nasıl çıkaracaksın? Bu adımların atılması gerekiyor. Dolayısıyla buradaki savaş şöyle bir sonuç doğuracak. Bu savaşın şu andaki terör devleti İsrail’in 40 bin insanı katlederken, küreselcilerin planladığı, büyük ölçekte planladığı ve özellikle Kasım sonrası, Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanının seçim sonrası bir yeni adım atacaklar.”

 

Türkiye’nin NATO ve ABD İlişkileri

 

Ekşi, Türkiye’nin NATO ve ABD ile olan ilişkilerini eleştirerek, Türkiye’nin bağımsız bir askeri güç oluşturması gerektiğini belirtmiştir. NATO’nun Türkiye’yi bölmek için hareket ettiğini şu sözlerle savunmuştur.

 

“Cumhurbaşkanımız, G7 toplantısına davetli olarak katıldı, çünkü üye değil. Ukrayna ile Amerika 10 yıllık, 40-50 milyar dolar değerinde bir anlaşma imzaladı. Rusya’nın bloke edilen parasının faizini Ukrayna’ya verdiler. Amerika ne istiyor? Bu sistemde ne istiyor? Savaşın devam etmesini istiyor. Tabii ki silah satacak. Savaş devam etsin. Rusya, kendi sınırlarını koruma çabası içerisinde değil mi? Senin burada sesini çıkaramamanın nedeni NATO’da olman. Ama NATO’da olduğun halde, Sayın Cumhurbaşkanımız şunu söylüyor mu? NATO’da müttefikin olduğu halde, Amerika’nın terör devletini desteklediğini söylüyor musun? Seni bölmek için. Söylüyorsun değil mi? Gerçek mi bu? Senin müttefikin mi? Ben az önce ne söyledim? Siz şu anda NATO’da olduğunuzdan dolayı ne oradan vazgeçebiliyorsunuz, ne de öbür taraftan tam sırtınızı dönemiyorsunuz.”

 

Gazze ve İsrail

 

Ekşi, ABD’nin İsrail’i desteklediğini ve İsrail’in katliamlarını eleştirmiştir. ABD ile olan ilişkilerin gözden geçirilmesi gerektiğini şu sözlerle belirtmiştir.

 

“ABD, İsrail’i temsil ediyor. Bugün, eğer ABD Meclisi’nde Netanyahu gidip iki cümle kurduğunda, milletvekilleri ve senatörler saatlerce onu alkışlıyorsa ve siyasi geleceklerini Netanyahu’nun lobi çalışmaları üzerine kuruyorlarsa, o zaman ABD’nin İsrail için çalıştığını kabul etmemiz gerekiyor. Bu gerçeği ortaya koymamız lazım.”

 

Türkiye’nin İç Siyaseti ve FETÖ

 

Ekşi, Türkiye’deki iç siyaseti ve FETÖ’nün etkisini eleştirmiştir. İktidar ve muhalefet arasındaki seçim öncesi ve sonrası süreçlerdeki farkları şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Türkiye’deki iktidar ve muhalefet arasındaki seçim öncesi ve sonrası süreçler arasında büyük farklar gözlemleniyor. Örneğin, AK Parti ikinci parti konumuna düştükten sonra Cumhurbaşkanı’nın muhalefete yaklaşımı değişti ve 18 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezine gitme ihtiyacı hissetti. Aslında, daha öncesinde de gitmeliydi. İkinci parti konumuna düştükten sonra oraya gitmek, sosyolojik ve siyasal anlamda çeşitli yorumlara yol açabilir. Sayın Kılıçdaroğlu varken de böyle bir ambiyans oluşabilirdi. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı’nın Türk siyaset tarihinde çok zikzaklı dönüşleri var ve beklenmedik yerlerde ani değişiklikler yapabiliyor. Bu durumu süreç içerisinde çok gördük.”

 

Anayasa Değişikliği ve Ekonomik Sorunlar

 

Ekşi, anayasa değişikliği ve ekonomik sorunlar üzerinde durarak, mevcut sistemin adil bir bölüşüm sağlamadığını belirtmiştir. Ekonomik adaletsizliklerin giderilmesi gerektiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Dikkat ediyor musunuz? Anayasa değişikliği ile ilgili enteresan bir durum var. Bir sivil anayasa söylemi dönüyor. Şu anki anayasa 153 maddeden oluşuyor ve sadece 50 maddesi değişti. 103. madde ise hiç ellenmedi. Yani ciddi bir oranda değişim olmuş, ancak önemli kuralların hiçbiri değişmemiş. Mesela, ilk 4 madde dışarıda tutulacak, bunu biliyoruz. Peki, sizin değiştirmek istediğiniz şey ne? Şu ana kadar bir siyasetçi olarak iktidarın, Cumhur İttifakı’nın anayasada neyi değiştirmek istediğini, neyi değiştirerek emeklinin 10 bin lira olan maaşını açlık sınırının üstüne çıkaracağını, yoksulluk sınırının üstüne çıkaracağını bilmiyorum.”

 

Sinan Ateş Cinayeti

 

Ekşi, Sinan Ateş cinayeti ile ilgili olarak MHP’nin ve Cumhurbaşkanı’nın duruşunu eleştirmiştir. Adaletin sağlanması gerektiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Sayın Bahçeli, şu ana kadar suskun kaldığı şehit edilen Sinan Ateş kardeşimizin davasıyla ilgili net bir duruş sergilemelidir. Bu konuda üzerine gidiliyor. Parçaları birleştirdiğinizde, Sayın Cumhurbaşkanı Sinan Ateş’in eşini davet etti ve bir saat, bir buçuk saat konuştu. İşin arka planında başka şeyler olabilir. Adaleti yerine getirmediğinizde, bir siyasetçi olarak adaleti sağlamadığınızda, böyle entrikalar ortaya çıkar. Kafasında başka, kalbinde başka, dilinde başka şeyler olan siyasetçilerle karşılaşırız. En çok hıyanetin, en çok aldatmanın, en çok yalanın olduğu yer siyaset. Bir siyasetçi olarak bunu söylüyorum. Siyasette bir temizlik olması lazım.”

 

Siyasetin Temizlenmesi ve Ekonomik Sorunlar

 

Ekşi, siyasetin temizlenmesi gerektiğini ve ekonomik sorunların çözülmesi gerektiğini belirtmiştir. Siyasilerin halkın sorunlarına odaklanması gerektiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Milletin gerçek sorunları nelerdir? Milleti bu duruma düşüren, iç siyasetteki çıkarlarınız ve tabanlarınıza yaptığınız oynamalar değil. O tabanlar sizin elinizin altında marabanız değil. Bu milletin içerisinden bir uyanış hareketi başlar ve onları uyandırır. Sizin gerçek yüzünüzü de gösterir. Ama doğru yaparsanız, siz niye bir araya geliyorsunuz? Ben merak ediyorum. Özgür Bey ile Sayın Cumhurbaşkanı bir araya gelip de, ‘Bu emekliler on bin lira maaş alıyor, bunların hakkı otuz sekiz bin lira, kırk bin liradır. Maaşı buraya çıkartacağız. Gel birlikte bütün programı beraber çalışalım. Kemal Derviş’in elinde yetişen Mehmet Bey de gelsin. Bakalım bu meseleyi nasıl çözeceğiz?’ Hadi böyle bir şey yapın. Milletin karşısında böyle yapın. Kapalı kapıların ardından hangi tabanlarınızın neyin pazarlığını yapıyorsunuz? Bunun cevabını duymak istiyoruz. Biz de bir şeyler üretelim, katkı sunalım diyoruz. Anayasada talep ettiğiniz değişiklikler nelerdir? Bu milleti hangi değişiklikler uçuracak? Bunları söyleyin bize. Açıklayın.”

 

Ekonomik Adaletsizlik ve Siyaset

 

Ekşi, ekonomik adaletsizliklerin giderilmesi gerektiğini ve siyasilerin bu konuda adım atması gerektiğini belirtmiştir. Halkın ekonomik sorunlarına çözüm bulunması gerektiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Bugün millet sokakta ‘açım’ diye bağırıyor. Yaptığınız işler bu millete kalacak, tamam, ama onlardan istifade edemiyorlar ki. Milletin derdi, evinde tenceresinin kaynaması. Siyasilerin bu sorunu çözmesi gerekmez mi? Toplumu ailen gibi göreceksin kardeşim, bütün toplumu. Şu anda o noktada adım atıldığını düşünüyor musunuz? Asla, tam tersine. Türkiye’deki şu andaki süreç, bir küresel aklın etkisi altında. Özgür Bey ifade etti ya, MHP Türkiye’de siyaseti kurgulayan bir akıl odağı.”

 

Küreselcilerin Etkisi ve İklim Yasası

 

Ekşi, küreselcilerin etkisi altında olan iklim yasasının Türkiye’ye zarar vereceğini belirtmiştir. FETÖ’nün zihniyetine dikkat edilmesi gerektiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Küreselcilerin özellikle son iklim yasasıyla ilgili dayatmalarını meclisten geçirdikleri zaman, siz hangi millilikten ve hangi bağımsızlıktan bahsedeceksiniz? Şuradan yürüdüğünüzde çıkardığınız karbon vergisini, bakın Mehmet Bey getirmeye başladı. Bunun ne demek olduğunu milletimiz yüklü vergilerle karşılaştığında anlayacak.

 

FETÖ ve FETÖ’cülük

 

90’lardan beri FETÖ’yü eleştiren bir anlayışa sahibim. O dönemde, “bunlar cemaattir, şöyle hizmet ediyor” deniyor ve eleştirildiğim için hedef alınıyor tefe konuluyordum. Ancak bugün FETÖ’nün şahsiyeti önemli değil; zihniyetine ve söylemlerine bakmak gerekiyor. FETÖ’nün söylemlerine dönüp bir bakın; en iyi kimi kullandı? Hz. Peygamber’i kullandı. Bugün Hz. Peygamber’i bu şekilde kullanan, bu adımları atan kim varsa, bilin ki muhtemelen FETÖ’dür ya da FETÖ’cüktür.

 

Ekonomik Sistem ve Millilik

 

Ekşi, Türkiye’nin ekonomik sisteminin millilikten uzak olduğunu ve borca dayalı bir sistem uyguladığını eleştirmiştir. Ekonomik refahın sağlanabilmesi için borca dayalı para sisteminin değiştirilmesi gerektiğini şu sözlerle vurgulamıştır.

 

“Bütün arkadaşlarımızın bütün ekonomiyle ilgili konuşan Türkiye’deki ekonomistlerin yanıldığı bir şey var. Devlet olarak kendi paranıza borç olarak ulaşıyorsunuz. Kendi paranız yok. Bir kurulu sistemi devam ettiriyorsunuz. Bankaları zenginleştiriyorsunuz. Borca dayalı para sistemini devam ettirdiğiniz sürece sizin refaha çıkmanız mümkün değil. Dolayısıyla millilik diye az önce ifade ederken bunu kastediyorum. MHP’nin milli olmadığını, iktisadi anlamda AK Parti’nin olmadığını, Cumhuriyet Halk Partisi’nin olmadığını bunu hep söylüyorum. Hepiniz borca ve faize dayalı para sistemi taraftarısınız. Millete biz bunu anlatacağız ve millet o zaman ayağa kalkacak diyecek ki, bizi niye durup dururken borçlandırdınız? Söylediğiniz gerekçeler bütün dünyada oldu. Ancak onlar ise bütün parayı halkına vererek aştı. Hükümetimiz ise aksine parayı kıstı…”

 

diyerek sözlerini tamamladı….

 

Milliyol Haber Merkezi

Lütfen bizi takip edin ve beğenin:

Solverwp- WordPress Theme and Plugin

error

Bizi Sosyal Medyadan Takip Etmek İster misiniz!?

YouTube
YouTube
E-posta ile takip
RSS